
Kasadaki O 3 Saniye: 2025’ten 2026’ya Market Alışverişimizin Acı Bilançosu (Ve Benim Fişle İmtihanım)
Dün akşam iş çıkışı mahallenin her zamanki marketine uğradım. Amacım sadece eksik birkaç parça bir şey alıp çıkmaktı. Ama kasaya gelip temassız kartı okuttuğumda çıkan o "bip" sesinin ardından elime tutuşturulan fişe bakarken, kendimi yine o meşhur sorgulamanın içinde buldum: "Ben gerçekten ne aldım da bu kadar tuttu?"
Muhtemelen şu an bu satırları okuyan hemen herkes, son dönemde market çıkışlarında tam olarak image_0.png görselindeki benim gibi, elinde o upuzun kağıt parçasıyla kalakalıyor.
Peki, 2025’ten 2026’ya geçerken hayatımızda, en azından mutfak masrafımızda ne değişti? Gelin biraz dertleşelim.
2025’i "Zor" Diye Geride Bıraktık Ama 2026’da Durum Ne?
2025 yılı boyunca hepimiz "Enflasyon ne zaman hız kesecek?", "Fiyatlar ne zaman belimizi bükmekten vazgeçecek?" diye bekledik. Yıl sonuna doğru asgari ücret, maaş zamları derken cebe giren para miktar olarak arttı artmasına ama, 2026’nın bu ilk yarısında markete her gidişimizde o artışın çoktan eriyip gittiğini gördük.
Eskiden "uygun fiyatlı" diye gittiğimiz, arka planda etiketlerini gördüğünüz o zincir marketlerde bile artık hesap kitap yapmadan arabaya bir şey atmak cesaret işi haline geldi. 2025’te "Bari şunu alayım" dediğimiz en temel gıda ve temizlik ürünleri, 2026 itibarıyla adeta lüks sınıfına göz kırpıyor. 30-40 liralık ufak tefek atıştırmalıklar, 10-15 liralık basit ihtiyaçlar bile fişin altına eklenen o devasa toplamı oluşturuyor.
"Poşeti Doldurmadan Bin Lirayı Devirmek"
Kasada önümdeki teyzenin sadece bir kalıp peynir, bir paket çay ve birkaç parça sebze alıp cüzdanını açarken derin bir nefes almasına şahit oldum. Kasadaki görevlinin "840 lira efendim" demesiyle teyzenin "Geçen sene (2025'te) buralar yarı fiyatınaydı evladım" diye mırıldanması aslında hepimizin ortak sesi.
Gerçekten de öyle. 2025'in ortalarında 400-500 TL bandında hallettiğimiz haftalık ufak tefek eksikler, 2026’da 1000 TL sınırını çok rahat aşıyor. Artık markete gitmek bir ihtiyaç giderme seansından çok, adeta bir bütçe disiplini sınavına dönüştü. Markaların gramaj oyunları (gizli zamlar), "indirim" adı altında sunulan ama aslında pek de indirim olmayan kampanyalar derken, her alışveriş sonrası fişi didik didik inceler olduk. Acaba kasada bir yanlışlık mı yapıldı, yoksa gerçekten bir paket deterjan ve iki paket makarnanın bedeli bu mu?
Peki Çözüm Ne? Biz Nereye Gidiyoruz?
2026’da artık hepimiz birer "fiyat avcısı" olduk. Bir marketten yağı, diğerinden yoğurdu, öbüründen temizlik malzemesini almak artık bir tercih değil, zorunluluk.
Ben dün akşam o fişe bakarken bir kez daha anladım: Maaşlar ne kadar artarsa artsın, market raflarındaki bu sessiz ama istikrarlı yarış durmadığı sürece biz daha çok fiş kontrol ederiz.
Siz de durumlar nasıl? 2025 yılındaki market sepetinizle bugünkü (2026) sepetiniz arasında sizin gözünüze en çok çarpan fark ne oldu? Yorumlarda buluşalım, biraz da siz anlatın